Koca şehir üstüme geliyor, Bırak... Tamda en mutlu dediğim anda, Gölge... Bela olmadım olmam da... Çizgi.. Haddimi bildim... Üzgün... Demesi kolay gelir, Şans... Bir nehir, Bir martı, Bir yolcu, Dingin... Yer gök mavi... Sırtımda bıçak yarası, Gözümde zeytin karası, Dilimde hasret türküsü, Ayagımda...
Bütün yıldızları alıp gitmişler Ve yaşamak noksan gelmiş bir akşam İyi ki sokaklar şikayet bilmez İyi ki yollara sığıyor kafam.... Bütün şarkıları alıp gitmişler Gözümde bir orman alanı tütmüş İyi ki...
KOŞTUK,hemde düşe kalka koştuk... Canımız yandı dizimiz kanadı, Düşünce kalkmayı bilmiyorsak, Düşmeninde anlamı yok... KOŞTUK,gideceğimiz yere vardık, Herşey tamam derken, Aynaya baktığımızda bir sabah, Kendimizi bulamıyorsak anlamı yok... Bulduğunda selam vercek insanı, İyiyim demesini...
Unutmak tükenmektir aslında, Yüreğini taşlara çalmak, Umudu yarına bırakmak... Takıp altın kelepçeyi, Akşama aş kaynatmak, İhtiyaç gören bir eş, Ohhh...! iki de çocuk hayırlısı, Katın,yatın,kapıda birde araban, Yaşamak diye adını koyduğumuz. Umudu yarına bırakmak, Hiç...
Derler ki...! Duvarı nem,insanı gam yıkar. Beceremiyorsun yıkmayı. Yazdıkça seninleyim inadına,İnadına şarkılar dinliyorum, Nihavent,hicaz,segah seni anlatan. Geçtiğin yollarda izlerine basıyorum, Son adımım sende biten. İçime çekiyorum kokunu inadına, Unutmak istedikçe seni, Mavi dalgadayım,gözlerine inat...
Heceli sözcükler dökülüyor, Kırmızı kurdeleler süslemeye yetmiyor, Elin denizi ummanken Yakamozsuz kalıyor Ölümün yolcusuyum, Sensizdim...sensiz, Yaradana dönmekteyim... ...
Ben seni mi sevmişim...? Senin gözünle baktım dünyaya. Gözlerindeki ışıltıyı serap sanmışım... Çöl ortasında deli fırtınaymışsın... Kör bir kuyuda su aramısım... Bakışı diken...Yaprağı yalan...Sözleri Yılan... Sana hiç kızmıyorum,dargın değilim deli sevdam... Öfkem...
Adını milenyum koymuştum sesizliğin... Bekleyerek sonunu getiremediğim asır, Bekleyerek başı gelmeyen baş, Ömrüm yetersiz kalırdı biliyorum... Töreydin bende...değiştiremediğim örf... Nağmeydin dilerde,söylenen türkü, Her gül de...her basılan taşta can.. Asla dile gelmeyecek toprakta...
Tövbe ettim kaç kere konu olmayacaksın diye... Şiirlerimin mısralarını yaktırmayacağım sana, Mürekkebim bittikçe atacağım içimden seni, Defalarca yazacağım belkide... Yazıp-yazıp buruşturup yırtacağım, Temiz sayfalarını,yüreğime döndüreceğim, İçime akan gözyaşlarımın izleri gibi... Bir ara...
Canım sıkıldı dün öğleden sonra... Bir cezve aldım elime,iki tatlı kaşığı kahve,iki şeker, Sevgimide koydum ağır ateşin üstüne... Koku yayıldı miiiiiss gibi... Birde güzel olmuş KÖPÜK-KÖPÜK, İçime sinmedi...baktım...baktım... Dedim olsaydı yanında...
Eyvallah deyip gidişinin üstünden yıllar geçti... Ne günah işledikte,bir vedayı bile yaşayamadık özgürce... Hoş sevgimizi de haykıramadık ya... Başladığı şekilde bitiyordu, Uzun-uzun bakarak... Diller susmuş,kalpler çaresiz,yollar kapalı... Her şeyi anlatarak gözlerde. Beni...
Yerle gök arasında ol, ne varsa dilediğin... Unut sen geçmişini,ne kadar doğruysa... Ben unutmam yaşarım tek kişilikte olsa... Başka dünyada,başka düşlerde. Dertsiz başıma dert almışım, Cümbüşüm sen,şiirim sen,öyküm sen... Bu sabah...